KRAL

 
 
 
Çok eski zamanlarda bir kral saraya gelen yola çok büyük bir kaya koydurttu. Kendisi de pencereye oturdu ve seyretmeye başladı. Ülkenin en zengin iş adamları geldi, generaller geldi. Kimse kayaya dokunmadı, etrafından dolaşıp geçtiler. Hepsi krala kızdılar, «çok vergi topluyor ama yolları temizlemiyor» dediler.
 
Bir gün bir köylü geldi saraya. Sırtında bir çuvalda meyve sebze getiriyordu. Yoldaki kayayı gördü ve sırtındaki çuvalı yere koydu, kayayı yoldan kenara doğru itti. Çok yoruldu. Kayayı çekince altında küçük bir kese çıktı içi altın doluydu ve bir yazı vardı, «Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir. Kral» yazılıydı.
 
 
 
 
 
kral – король
saray – дворец
kaya – камень
koydurtmak – заставить кого-л. положить
dokunmak – дотрагиваться
vergi toplamak – собирать налоги
köylü – крестьянин
çuval – мешок
kenara inmek – столкнуть на обочину
kese - кошелек
yazı - надпись, заиска
ait - принадлежащий